Londra’da bir başıma kalışım ilk günü, yurtta kalışımın da ilk gecesi. Zaten uçak yolculuğu, okul kaydı falan fazlasıyla yormuştu, öğlene kadar uyumuşum. Muhtemelen daha da uyurdum fakat yüreğimi ağzıma getiren bir alarm sesiyle uyandım. Aslında çalan bildiğimiz yangın alarmı ama ben uyku mahmuru olduğum için sesin ne olduğunu bir türlü algılayamıyorum. Alarm 10-15 saniye sonra sustu ama bana dakikalar sürmüş gibi hissettirmişti 😀

Neyse sonra alarmla alakalı bilgi almak için hazırlandım. E tabi yüzünü yıka, bavuldan tunik çıkar, başını ört falan derken, hazırlanmam baya da uzun sürdü. Odadan çıktıktan sonra bir de kayboldum fakat koridorda karşıma bir tesisatçı çıktı.  Adama alarmı sorduğumda, bunun her hafta yapılan rutin bir kontrol olduğunu söyleyip, şaşkın bir ifadeyle ekledi “Eğer alarm çaldıktan sonra bu kadar geç çıkarsan çok tehlikeli olur”.  Adam haklı valla 😀 Sonradan “Daha buraya yeni uçtum, uyuyordum” gibi açıklamalar yaptım ama cevabım adamı hiç tatmin etmedi. Sağ olsun ama gurbet ellerde daha ilk günden can güvenliğimi önemseyen biri olduğunu hissetmek iyi gelmişti 😀 Yine de keşke yeni gelen öğrencileri baştan uyarsalar, az kalsın kalpten gidiyordum..

Ayrıca bunu yaşadığım sırada bilmediğim şey, yanlış alarmlarla daha çoooook karşılaşacağım ve bir kere bile ortalıkta gerçek tehlike olmayacağıydı. Aslında bu iyi bir şey tabi ama sayelerinde sigara/ot içicilere, mum severlere, yemek yakanlara kin beslemeye başlamıştım 😀