İngiltere’deki ilk günlerimdi. Tren bileti almak için görevli ile konuşacağım. İngilizce bilerek gitmeme ve Türkiye’de turistlerle sohbet etmeye alışık olmama rağmen, ilk defa İngiltere’de bir İngiliz ile konuşacak olduğum için çok gergindim.  Gerginim derken, baya içten içten ölüyorum 😀 Neyse işte, sıram geldi. Görevliden tren biletleriyle alakalı bilgi aldım. Zihnimde hazırladığım konuşma kusursuz bir şekilde yapıldı. Fakat hızımı almışken biraz daha konuşayım diye indirim kartlarını sordum. Görevli de bana öğrenci ve gençlere indirim olduğundan bahsedip, o beklenmedik soruyu sordu:

-“How old are you?” (Kaç yaşındasın?)

Tek kelime kaçırmayayım diye pür dikkat adamı dinleyen ben (panikle):

-“My name is Kayıp Kılavuz” (Benim adım Kayıp Kılavuz) demiş bulundum.

Adamın suratındaki kafa karışıklığı ifadesini asla unutamayacağım. Sonra kendimi toparlayıp yaşımı söyledim, konuşmayı sonlandırdım ve eve döndüm. Ancak eve dönene kadar, yaklaşık 5 dakika boyunca kendi kedime güldüm. Sen git o kadar yıl akademik İngilizceni geliştir, sonra en basit soruda yıkıl 😀 Şimdi ne zaman İngilizce konuşmakta çekinen birini görsem, bu hikâyeyi anlatıp “En saçma hatanız bile bundan saçma olamaz Allah’ın izniyle” derim.  Sonuçta komik bir hata yüzünden ölünmüyormuş 😀 Umarım bu küçük skandalım sizi de hata yapmaya cesaretlendirmiştir.

Allah komik olabilecek anıların bizde travma etkisi bırakmasına ve gereksiz yere cesaretimizi kırmasına izin vermesin. Âmin.