Ülke: Tayland Yapım Yılı: 2019

Yönetmen ve Senarist: Nawapol Thamrongrattanarit

Ahlak Seviyesi: 4,5*/5* (Ayrıntılar Konunun Altında)

Konu: Jean (Chutimon Chuengcharoensukying) evini ofise çevirmek istemektedir ancak bunu yapması için evinin tamamını yeniden düzenlemesi gerekmektedir. Etrafta kullanılmamış ne kadar eşya varsa hepsini atmak ister. Ancak eski sevgilisi Aim’e (Sunny Suwanmethanont) ait birkaç eşya bulur ve atmakta bir hayli zorlanır. Aim’in eşyalarıyla ne yapacağına karar veremeyen Jean, eşyaları saklayacak mıdır, yoksa sahibine geri vererek Aim’i tamamen hayatından ve evinden çıkaracak mıdır?

(Konu ağırlıklı olarak eski sevgilileri içeriyor ve aynı evde yaşama muhabbeti var ancak ahlaksız görüntü ve konuşma içeren hiçbir sahne yok. Ana karakter genelde şort giyiyor, kötü bir sahne değil ama dikkatimi çektiği için belirtmek istedim. Fakat Hollywood tarzı vücut yakınlaştıran bir çekim olmadığı için çok rahatsız edici değil.)

Film Yorumu

Yavaş sahneleri olan sakin bir film ancak duygusal olarak inanılmaz bir yolculuk. Daha başından hayatımda iz bırakacağını hissettirdi. Özet olarak filmde minimalistik ideolojinin, geçmişiyle çözülmemiş sorunları olan bir insandaki yansımasını izliyoruz. Konudan detaylara, görüntüden sese gerçekten çok kaliteli bir yapım. Oyunculuk zaten harikulade. Chutimon az mimik ve ağırlıklı olarak beden diliyle duyguları bize inanılmaz aktarıyor, gerçekten inanılmaz bir yetenek maşAllah 😀

Ayrıca ses efektleri muhteşem. Film boyunca bol bol sessizliğe yer verildiği gibi, kullanılan müziklerin tarzı, süresi çok güzel ayarlanmış. En ilginci de ses efektleri bazen absürt hissettirecek şekilde konulmuş ancak sanki bu arka planı gözden kaçırmamamız için bilerek yapılmış. Sırf arka plan sesleri için bile bir daha izleyebilirim.

Not: Sahneleri hızlı geçen aksiyon tarzı filmleri beğenen biriyseniz, muhtemelen bunu izlerken sıkılırsınız. Ayrıca filmin ayrıntılarının tadını çıkarabilmek için sakin kafayla izlemenizi tavsiye ederim.

Beğendiğim Sahneler (SPOILER)

*Ne kadar destekleyici bir kardeş o öyle. Hemen evi temizlemeye ikna olması bir yana, resmen tüm gününü ablasıyla beraber eşya ayıklayarak geçiriyor. Böyle kardeşe can kurban 😀

*Jean’in oyuncak ayıya bakarken ki donuk başını tekrar tekrar açıp izledim. Araya yumuşak bir geçiş koymadan, pat diye ayıyı çöp torbasında göstermeleri bende bir şok etkisi yaptı açıkçası. Oyuncak ayı gerçekten de çok duygusal bir sembol, 3 saniye içerisinde arkasından yas tuttum resmen.

*Kargocunun tepkisi güldürdü 😀 Kargoculukta çok iyi olabilirsin kardeş ama sanırım duygulardan hiç anlamıyorsun. Burada kız acısını postalamaya çalışıyor, sal bi kızı. Jean’in kargonun arkasından bakarken gitmeye çalışıp da gidemeyişi inanılmaz güzel bir sahneydi.

*Ayrıca Aim’in kız arkadaşının soğukkanlılığı beni öldürdü. Kıskançlık yapmaya çalışmaması güzel ama bu seviye de biraz abartı bence.

*Filmin başından itibaren seyirciye Jean’in babasının öldüğünü düşündürttükten sonra – en azından ben öyle sanmıştım – telefonla konuşma sahnesi yüreğimi titretti. Hele ki telefonu kapattıktan sonra Jean’in içten ağlayışı… canım ya :/ Ayrıca bu sahnede müziğin hemen araya girmemesi, oyuncunun bize duyguyu yaşatabilme yeteneğine gösterilen bir saygı duruşu gibiydi.  Muhteşem bir sahne, muhteşem bir oyunculuk ve muhteşem bir detay.

*Aynı şekilde aile tartışma sahnesinin sadeliği, oyuncuların sanatlarını muhteşem bir şekilde icra etmelerine şahit olmamızı sağlamış. Senaryonun bizi bu noktaya getirişi, replikler ve mimiklerin gerçekçiliği o kadar doğal bir sahne oluşturmuş ki, bir ara acaba bunlar gerçek bir aile olabilir mi diye düşünmeden edemedim. Annenin duygularıyla yüzleştirilmesi, kendini kaybetmesi, kızını suçlaması, bunun üzerine Jean’ın sesinin yükselmesi…Sonra tekrar sakince durumu ortaya koymaya çalışması fakat zaten saldırı altında hisseden annesinin onu suçlayarak ortamı terk etmesi…

Tartışma süresince bir Jean için üzüldüm, bir annesi için. Aslında yaralarına tuz basılan iki hasar almış kişinin, hasarı bırakana karşı olan öfkeleri hedefsizce ortaya dökülüyor. İkisi de kendine göre farklı acıdan kaçma yöntemleri seçmiş olsa da kesişme noktalarında çatışmalar ortaya çıkıyor. Sonuçta ortaya hepimizin zaman zaman kendimize sormak zorunda kaldığı o meşhur soru çıkıyor: Yüzleşmeyi mi kaçmayı mı seçeceğiz?

*Kardeşi Jean ‘in elini tutarken…

*Paketi reddedenin, kız arkadaş olduğunu öğrenmek tam bir ters köşe değildi ancak ben gerçekten şaşırdım. Aynı kızın özetlediği gibi, küçücük bir kararı yüzünden her şey daha kötü oldu.

*Kızın ağlamamaya çalışırken gülümsemesi… Filmi iki güne yayarak izlemem rağmen o kadar çok üzüntü yaşadım ki, şu sahneden sonra filmi bitirmek dahi istemedim. Üzücü duygular bu kadar güzel verilir mi ya…Seyircininki de kalp…

*Sondaki her şey kabulüm fakat şu resmi paramparça görmek yüreğimi dağladı. Emeği geçen herkese buradan kalbimin kırık parçalarını yolluyorum.