Ayrıntılarda boğulduğumu hissediyorum bazen. Çok güzel başlayan bir gün, küçücük bir ayrıntı yüzünden kötü hissettirmeye başlıyor. Kargonun gecikmesi, birinin onunla konuşurken bana odaklanamaması, o gömleğin inatla düzgün ütülenmemesi, bugün halledebileceğimi düşündüğüm işi halledemem, havanın kapalı olması ve daha milyonlarca ayrıntı. Sonrasında o kadar da önemli olmadıklarını görüyorum ancak anın içerisindeyken kötülükler zincirin ilk halkasıymış gibi görünüyorlar.

Aslında günümün sorunsuz gitmesini istemem çok doğal fakat bu ayrıntılar sorun değil, hayatın bir parçası. Mükemmeli bozmaları, kötü oldukları anlamına gelmiyor. Düz olmamaları, iniş çıkışların yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Düşününce, bu ayrıntıların hayatımı kötüleştirmediklerini kavrayabiliyorum fakat anın içerisindeyken, yapbozun eksik parçalarının, resmin tamamını mahvettiği düşünüyorum.

Eskiden ayrıntılarda boğulmaya başladığımı anladığımda, suçu mükemmeliyetçi zihnime atıp kendimi kötü duygulardan kurtarmaya çalışıyordum. “Şu an trafik olması çok önemli bir sorun değil ama işte mükemmeliyetçiyim diye bu kadar kafaya takıyorum” gibi cümleler kuruyordum.  Bu ilk başta doğruymuş gibi görünse bile, aslında bu tanımı yaparken tüm benliğimi kötülüyordum.  Zamanla bunların yalnızca benimle alakalı olmadığını ve ayrıntılarda boğulmamda şeytanın vesveselerinin de payı olduğunu fark ettim.

Sonuçta günümü mahvetmek, beni mutsuz kılmak, tam da şeytanın isteyeceği şey değil midir? Kalbim küçük ayrıntılarla oyalanırken ne huşuyla ibadet edebilirim ne yaptığım herhangi bir işten zevk alırım. Ne çevremdekilere güler yüz gösterebilirim ne işlerime başlarken besmele çekmeyi hatırlarım. Yalnızca oradan oraya panikle ve somurtkan bir ifadeyle koşturmuş durmuş olurum. Günün sonunda dünya kadar iş yapsam da hiçbir şey yapamamış olduğumu hisseder, ertesi gün hiçbir ayrıntının günümün mükemmelliğini bozmaması için dua ederim.

Sanırım bu yüzden şeytanın vesveseleri küçük olmalarına rağmen, insanı darmadağın edebiliyor. Domino taşlarının ilkini devirmeyi en güzel şeytan biliyor. Bizi bizden iyi tanıyor, neyde hassas olduğumuzu, neyi kafamıza takacağımızı görüyor. Helalle dolu, meşguliyetle yoğrulmuş bir günü bile bir kaşık suda boğabiliyor. Bu sebeple artık ne zaman kendimi yine ayrıntılarda boğuluyor bulsam, kendime bunların yalnızca vesveseden ibaret olduğunu hatırlatmaya çalışıyorum.

Şeytanın vesveselerinden ve kötü ayrıntılarda boğulmaktan, hayatın normal gidişatını kusur algılamaktan ve kusursuzluğu Allah’tan (c.c.) başka birinde veya bir yerde aramaktan Allah’a sığınırım. Yine en doğruyu O bilir, bizi en doğruya O yönlendirir. O bizi O’nun katında değerli kılsın inşallah. Âmin.